Dilin Bir Var Bir Yok Ankasıdır

HEKİM

Kategori: ŞİİR

 

       HEKİM

                         

                                 şiir, kokusu var bir şeymiş…

                                           Alper Gencer’e

 

geçenlerde çıktı karşıma bir yerde, hatırımda değil şimdi

orman yerinde ağaçsız kalmış toprak parçasına

o küçük alana bile bir isim vermişiz bizler, bana bu

kalın başlangıçlar gördüğüm incelikleri anımsattı tek tek

hangi kalınlıkla içli dışlı olduğunu bilmediklerimi de

 

‘sonuncusunu bitirdikten, hatta biraz öncedir

yenisini yazamayacağımı bildiğim şiirdir bu şâkul’

durduk yere birden böyle söyleyesim geldi nedense

bir kör olacağım resim miydi yoksa bu gördüğüm müstehzi

bugün ayrılsam şu sicimli yürümeler temrininden

bugün avucumda kalacak cisimdir mi yoksa, anlamadım…

 

‘tin’ sesinin gövdesini neden ve kimden ötürü sevdi sebahattin

felsefeden çokça nasibini almış bir çocukluğu olmuş mu onun?

ben felsefe dedimse içine alamayacağı hiç bir şey

olamazmış gülüşlü değirmi bir kap düşünüver sen

gezegenin gördüğü göreceği en yaşlı dinozorunun

kuyruk sokumundan bahsettiğimi bilmen bakımından

çünkü sadece burası hali vakti yerinde dünyanın

kendi kendimi en yalnız bırakabildiğim yeri,

saatin sabaha doğru 4’e yaklaştığı hissini aldığım kısmıydı

 

halbuki daha dün şehre neden inilir düşüncesi taşmadan kavislere

indim, vakti gelince aynı buruşuk ceketi giyinecek oğlum için

cilasından epeydir caymış lacivert renkli boyaları atmış

8 silindirli eski model bir araca biner gibi durduğum

uzunca fotoğrafını çektirdim yaşını belli etmeyen babanın

herhalde dedim, bu kadarı yeter de artar da

şekline sığmaktan kanmış tazeliğin bayatlığa bakışı için

 

böylesi durumlarda annem ‘sıkmaynan daralmaz ki’, derdi babama

ölümünden 48 yıl evvel olacak, annesinin annesinden duymuşmuş

sıkılsa da daralmayan, o gün için bana muammalı bu genişlik

zamanı geldiğinde her kadındaki yerini çoktan alırmış

ta ki ben, damarları çatlamış atın baldırlarını öpmek isteğiyle

uzandığım dudaktan alana dek bilemedim sözün bu anlamını

o saate kadar, neden eğildiğim su büküldü bileğime

gençlikle veriştiğimi neden büktü durdu yüreğime, bunu da

  

bir bu kadar savaş çıktım, çıkardım en savaşı önüme

-ben durmadan hep savaşan, içimden biriydi asıl sıvışan-

yatsıdan birkaç adım ilerde yaslandığım kuyuya böğürür

bas bas bağırırdım etimin paslarını, çivilerini, toynaklarını

ama demezdim ki, gelin görün ayağı birdir tüm bu sekmelerin

ismindeki şiire uygun düşer miydi, hele dur, bunu çok meraklandım

yürüdüğün zamanlar vardı geldiğinde yalın ayak

sahi hekim, önüne ince ince kıydığım tütün tüter miydi

şehri terk etmek üzere hareket eden ilk trenin saatine ayarlı?

 

yüksek bir kitaptı sayfaları erzurum, açılır mı açılmaz mı bir daha

ortasından ayrılır ağaç mıydı aniden görünmek hayâlini çağırana?

ben yerini almışım kendimin ondan, dilinden uğrak geldiğimmiş o

açıldığında her kapısı bir kırmızı yaşammış sere serpe

sancıda akşam, hepimizin adam akıllı bedeniyken bir ucundan

baksana onulmaz iz bırakmış ayın yansıdığı göl her çocukta

incecik sapından tutulan acı, eski ve sadık aletiymiş o yontumuzun

 

işte bütün bunları sığdırdığım kelimenin bahsi hatrına

ilk olarak en başında sorabilseydim eğer dostum

bunca şeyi söylemek kalabalığından sıyrılacağıma;

son olaraksa sormadan edemeyeceğime geldiyse sıra, söyle bari

nic’oldu göğermedi tarlasında avazım, göğe ermedi

tenime saldığım yaradan bir haber yok muydu hekim!?

 

 

ocak 2007/kırknar dergisi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

11:55 - Cumartesi, Ocak 20, 2007 - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
DENEME VE ŞİİR
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
cemaat.com
antoloji.com
okumayeri.net
hamvakit
Kategoriler
Son Yazılar
- BAHAREVİ
- GECE MATİNESİ
- YÜZÜK DALINA ASILI PARMAK
- SÖĞÜT GÖLGESİ TREN İSTASYONU
- DOYMAMIŞ SES:ŞİİR:2
- YÜZÜĞÜN PARMAK TAKINTISI
- ELMA ÇÜRÜĞÜ
- HEKİM
- İÇERİNİN UZAKLIĞINA DIŞARININ YAKINLIĞI KÂFİDİR Mİ?
- İĞNEDEN İPLİĞE...
Arkadaşlarım